Baştan şunu söyleyeyim Sayın Ekrem İmamoğlu ve o tür şovmen insanları pek tutmam. Bana,
“CHP’den Cumhurbaşkanı adayı kim olsun?” diye bir soru sorulsa Sayın Mansur Yavaş ve ya
Sayın İlhan Kesici olsun derim. Tabii ki bu CHP’nin iç işidir bize söz düşmez.
Bir kere şunu herkes kabul etmeli, kimse layüsel değildir ancak hiç kimsenin masumiyet
karinesi de ihlal edilmemelidir. Sayın İmamoğlu terör iltisaklı iddiası soruşturmasından adli
kontrol şartı, yolsuzluk soruşturmasından tutuklu yargılanacak. Hukuki süreç devam ediyor,
belki de birileri yeni bir kahraman yaratmaya çalışıyor! Bunu zaman gösterecek.
Diploma iptali ve terör örgütüne yardım etmek iddiaları olmasa mesele siyasi bir dava gibi
algılanmayacak, belki de tarihin en büyük yolsuzluk ve çetecilik iddiaları ön plana çıkacaktı.
Şimdi dava siyasi gibi gösterilip yolsuzluk iddiaları yok sayılıyor.
Vatandaş öyle bir hale geldi ki; “Sen bu zamana kadar kendi hırsızına dokunmadın da ben,
benim hırsızıma dokundurur muyum?” durumuna gelmiş durumda. Maalesef iki taraf da
“Benim hırsızım iyidir!” mantığını güdüyor.
Şayet iddialar doğru ise bunun savunulacak yanı olamaz. İddia sahipleri ve ihbar edenler Ak
Partili değil ki CHP’li, durum böyle olunca iddiaların iftira olma ihtimali düşük, doğru olma
ihtimali güçlü görünüyor. Görünen o ki iç çekişmeler sebebiyle CHP’liler birbirlerini
jurnallemişler.
Sayın İmamoğlu’nu tasvip etmem dedim fakat haksızlığa uğramasını da doğru bulmam.
Adaleti herkes için, hatta rakibime bile isterim. Süreci bir özetleyelim. Diploma meselesi
nedir? “Kazanılmış hak iptal edilir mi?” diye soruyorlar. Bu konu ayrıca bir yazı konusu fakat
sadece şunu soralım; bir hakkı hak ederek, alın teri ile elde eden ile haksız elde edeni aynı
kefeye mi koyacağız?
Birileri diyor ki; “İmamoğlu’nu teröre destek vermekle suçlayıp soruşturma açan Cumhuriyet
savcıları, Öcalan’ın salınması talebini neden teröre destek olarak algılayıp gereğini
yapmıyor?”. Bence de bu soruyu soranlar haksız değiller.
Aslında İmamoğlu davasında terör soruşturması güncel gündem göz önünde bulundurulup es
geçilse İmamoğlu kamuoyunda böyle destek bulamazdı. İnsanlar bunu çifte standart olarak
görüyor ve bundan dolayı sürece itiraz edip İmamoğlu’na destek veriyor.
“İmamoğlu’nu terörden gözaltına almak iktidara zarar vermiyor mu? İktidar bunu niye
yapsın?” diye soranlar var. Bana göre de zarar veriyor ama işin içinde başka işler olabilir. Ben
her şeye şüphe ile bakmayı öğrendim.
Yine söylüyorum terör soruşturması pas geçilip süreç sadece yolsuzluk ve çeteden yürütülse
kanımca daha doğru olurdu. Hem de mesele bu kadar siyasi algılanmazdı.
Her muhalifin sözüne itibar edilmez çünkü bazı muhaliflerin muhalefeti ilkesel olurken, bazısı
da çıkarı bitince muhalif olur. Biz, çıkarları ters düşünce muhalefet yapan ile ilkeler için
muhalefet edeni ayıracak tecrübeye sahibiz.
Bu manada sözüne itibar ettiğim Sayın Nihat Genç ve Sayın Levent Gültekin’in daha önce
yaptığı açıklamalardan birer bölüm aktaracağım.
Sayın Gültekin diyor ki; “…bunlara iktidarın CHP’yi bitirme hareketi diye bakıyoruz ya ama
bütün operasyonların arkasında CHP’liler var, iktidar yok. Beykoz Belediyesini şikayet eden
Belediye Başkanı Danışmanı Prof. Dr. Duran Bülbül… 4 tane CHP’li ‘bizim başkan
yolsuzluk, hırsızlık yapıyor’ diye şikayetçi olmuş… Başkanla danışmanının arası açılmış,
gitmiş bütün bildiklerini anlatmış, itirafçı olmuş… Sen iktidar olsan bu suçlamalar, bu deliller
karşısında ne yaparsın?... Lütfü Savaş gidiyor kongreyi şikayet ediyor. Kılıçdaroğlu ‘şaibeli
kongre’ diyor. Kılıçdaroğlu’nun etrafındakiler belge bilgi paylaşıyor…”
Sayın Genç ise, “…İmamoğlu herkese kapısını açtı. FETÖ’ye açtı, PKK’ya açtı, dincilere
açtı, beşli çeteye açtı. Cumhuriyetçilere kapıyı açmadı. Cumhuriyetçiyim diyenleri de başka
kapıya diye kovdu…” diye isyan ediyor.
Sayın Meral Akşener, İYİ Parti Genel Başkanı iken Sayın İmamoğlu için, “…Hepimiz
dürüstlük nutukları atıp, dürüst olduğuna kefalet koyup, seçilmesine vesile olduğumuz
kişilerin sonra kocaman birer hırsız olduğunu anladığımızda çektiğimiz acıları anlatmam
mümkün değil…” diye söylemişti.
Bu ve bunun gibi onlarca hem de iktidara muhalif kişilerin ve CHP’lilerin iddialarını yok
saymak doğru olur mu? CHP kongresinde, yine CHP’lilerin “Delegeleri ikna etmek için bavul
bavul para dağıtıldı.” iddiaları yok mu sayılsın?
Bence hiçbiri yok sayılmamalı fakat yine söylüyorum masumiyet karinesine dikkat edilmeli.
Sayın İmamoğlu gözaltına alınırken usule uyulmamış en azından bundan sonra usule uyulsun.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için şayet İmamoğlu görevden alınacaksa kayyım
atanması yerine meclis kendi başkanını kendisi seçsin ki ortam biraz yumuşasın.
Kimse kamu kaynaklarını şahsi hesapları için kullanmasın. Kimse yetimin hakkını yandaşına
haksız kazanç olarak aktarmasın. Buna tevessül eden olursa partisine bakmaksızın hesabı
sorulsun. Ne olur artık her konuda siyasi ve ideolojik davranmayalım. “Benim hırsızım
iyidir!” anlayışı artık son bulsun.
Rahmetli Erbakan Hocam, partisi gazete manşetleri gerekçe gösterilip, hukuk yok sayılıp
kapatılınca “Bu karar tarihte küçük bir nokta olarak yerini alacak. Sükunet içinde
karşılamalıyız.” demişti. Arada fark var değil mi?
Facebook Yorum
Yorum Yazın